Baş ve Zor Öğretmen SATÜRN

Baş ve zor öğretmen Satürn
Satürn o eşsiz ve gizemli bulut haleleri ile kafaları karıştıran gökyüzünün Venüs’ten sonra en güzel görünen gezegeni. Satürn’ün öğretmenliğinde geçen yılları düşündükçe insanın neler çektiğini hatırlaması hiçde zor olmuyor aslında. O en zoru, en iyi, en uzun biçimde öğretmeyi seviyor.

Satürnü düşünürken aklıma hep onun etrafındaki o beyaz kuşak vardı. Haritalarda bir biçimde hiç düşünülmeyen bir şey gibi gelirdi hep. Sonunda bir yerlerden bir şeyler filizlendir belki de o kuşağa çok takılı kaldığımdan ne olduğunu anımsamam zor olmadı. Satürn öğretmeyi sever. Öğretirken asla kolay öğretmez. Verirken cimridir ama dersini öğrendiğinizde bir kere daha asla kaybetmezsiniz. İnsan onun bulunduğu konumda başına geleceklerden habersizdir. Onun güzelliğine takılı kalırsanız ya da esas göstermek istediği ders yerine dikkatinizi çeleceklere dönerseniz işte o zaman o acı dersler başlar.

Satürn tembelliği hiç sevmez. Tembel olmak yerine üretkenlik bekler. Sürekli düşünmenizi en zor, en baskılı anda kontrol bekler. O bizim iç disiplinimizdir. Kolaya kaçtığımızda onun beyaz kuşağında sürekli sürükleniyor dönüyor olduğumuzu asla anlamayız. Bir biçimde tekrarlar yaşadığımızı farkedene kadar devam eder bu. Çözülme kendimizi ona bırakmakla değil kendi disiplinimizi onun öğrettiği biçimde uyguladığımızda başlar. Dersin mezuniyeti budur işte.

Astroloji aslında bir yerde budur. Göksel/makro evrenin içimizdeki yansımalarının izini sürmektir. Devinimler döngüler hayatımızın akışıdır. Dönemleridir. Satürn zor ve baskındır. Yaşlı ve olgun yanımızdır. O aceleyi sevmez o emeği sever. Ter akıtılmadan kazanılan başarıları değil her aşamasında didişmeyi zafere giden yolda asla pes etmemeyi simgeler. Bulunduğu her evde karşılaşılabilecek her tür engeli de beraberinde getirir. İster ki kişi olgunlaşsın. Kişi kendini sürekli eğitsin. Onun öğretmenliği asla bitmez. Öğrenmenin asla bitmeyeceğini anlatır. Bir yandan olgundur öbür yandan meraklı ve çocuksu. Onun kuşağına takılmak demek disiplinden, tutarlılıktan kopmak demektir. Kişinin kendi ile olan sıkı bağlarını kopartıp kendinden uzaklaşması, başarısızlıkları sürekli bahanelere sığınmaya sürükler. Kendi içindeki beceri ve gücünü kullanamamaktır. Sonuçta halkalar/beyaz kuşak Satürn’ün bir parçasıdır Satürn’ün kendi değil. Öğretirken bile kişinin kuşkuculuğunu geliştirir. Olduğu yerde ağırlığını hissettirir mutlaka. Esas göstermeye çalıştığı hayatın sonsuz çeşitliliğidir. Kişi onu hangi evinde misafir ediyor ise o evinde sürekli üretmek zorundadır.

Satürn pes edenleri sevmez. Bir kere tökezleyince kişi devam etmelidir yoluna. Sonuçta süreç bitmemiş varışa ulaşılmamıştır. Satürn maraton koşucularını sever. Engelli maraton koşucularını. Hepimizi misafir ettiğimiz (haritamızdaki evler) ev içinde o evin özelliklerinde maratona sokar. Bitmek bilmeyen bir maraton. Her engeli aştığımızda yeni bir alanda disiplin kazanmış oluruz. Öğrendikçe kendimize olan güvenimiz artar. Gelişen iç disiplinimiz ve özgüvenimiz aslında hayatımızın her alanında bize güç vermeye başlar.

Oysa biz genelde hep onu koca ihtiyar Satürn geldi işte şimdi ayvayı yedik diyerek karşılarız. Yoksa bilge Satürn geldi öğretecek ne çok şeyi vardır diyerek mi karşılamalıyız?

Yazım tarihi: 2006

Aziz Azad Dural

Şifa Sanatları Qigong Eğitmeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir